Arşiv

Archive for the ‘Duyuru tadinda’ Category

Yatmadan önce 10 Milyon $’dan az bütçeli 6 film darbesi

Ekim 25, 2010 2 yorum

Özyağ Kültür & Sanat laboratuarlarımızda yürüttüğümüz projeler sonuç vermeyedursun, araştırmacılar olarak deneylerimizi yarıda kesip sizin için bu 6 filmi seçtik. Çok yüksek olmayan bütçelerle güzel işlerin yapılabileceğini kanıtlama amacı gütmeden, fütursuzca…

1. Thank You for Smoking (2005) – [$6.5M]

Thank You for Smoking

Thank You for Smoking

Başkahramanın yorumları eşliğinde anlatılan öykülerin içine çekiciliği bu eserde çok güzel örneklenmiş. Film çok da düşük bütçeli olmasa da, yapımcılar fazla bir yük altına da girmemişler hani. Sağdan soldan tanıyıp da sevdiğimiz ünlümsüler de yer almakta. Daha ne olsun sayın seyirciler…

http://www.imdb.com/title/tt0427944/

2. Sex and Death 101 (2007) – [$5M]

Sex and Death 101

Sex and Death 101

Pek bir şey hatırlamıyorum ama gayet hoş bir filmdi. Ölmeden önce seks eyleyeceği 101 bayanın ismini içeren bir listeyi yanlışlıkla eline geçiren bir abinin hikayesi. Çok komik diyaloglar filan var, zaman zamanda düşündürücü özdeyişler diyebiliyor karakterler.

http://www.imdb.com/title/tt0497972/

3. Garden State (2004) – [$2.5M]

Garden State

Garden State

Scrubs’dan tanıdığımız Zach Braff abimizin yazıp, yönetip, üstüne de oynadığı ve bütün bunları genç yaşında yaptığı değişik bir film. Değişik dediğime bakmayın, kesinlikle sıkıcı değil. Zach Bey bu filmi sırf Natalie Portman ile muhabbeti ilerletmek için yaptı dedikoduları vardı bir ara ortada. Bir sahnesinde de The Shins adı geçiyor, ki o zamanlar The Shins günümüzden 1 albüm geride ve çok da popüler olmayan bir grup.

http://www.imdb.com/title/tt0333766/

4. [Rec] (2007) – [$1.5M]

“]”]Rec

Rec

İspanyol korku-gerilim mucizesi filmimiz turnayı gö*ünden vuruyor. Tür olarak uzmanlık alanıma girmese de, başarının kokusunu alan burnum beynime çok güzel impulslar iletti. Büyük oranda gerçek zamanlı olması ve tüm filmin tek kameradan çekilmiş olması sizi korkutmasın, aksine sevindirsin. Çünkü, bu işi bazı ergenli Amerikan filmleriyle karşılaştırmayacak kalitede yapan bir eser. Tuttu diye devamını getirdiler, ama ilki gibi olmuyor hiçbir şey.

 

http://www.imdb.com/title/tt1038988/

5. Clerks (1994) – [$230K]

Clerks

Clerks

Budur. Sıradan bir hikaye, vasat oyunculuk, günlük diyaloglar, çok da süper olmayan espriler ve fakat mükemmel bir film. Nasıl oluyor demeyin, tadını çıkarın. Çıkardıktan sonra da kesinlikle IMDB Trivia patlatın. Mesela, filmin siyah-beyaz çekilmesinin nedeni renkli çekim için yeterli ışık ayarlayacak bütçe olmaması. Lafı çok uzatmadığıma bakmayın, kesin izleyin.

http://www.imdb.com/title/tt0109445/

6. Sing for Darfur (2008) – [$200K]

Sing for Darfur

Sing for Darfur

Çok dilli, çok hikayeli, çok hüzünlü, az bütçeli bir film. Hiçbir şey için olmasa, Darfur’u hatırlatması için izlenir, ki aslında hatırlatmıyor da denebilir. Darfur’da gerçekleşen hayvanlık ayıplarına pek değinmeyen film, Barcelona’da yardım amaçlı düzenlenen bir konser gününde birtakım insanın başından geçenleri anlatıyor. Konseri felan da gördüğümüz yok filmde ha, beklenti yaratmayalım. Sürükleyici dememişim, diyeyim.

http://www.imdb.com/title/tt1313147/

CNBC-E dizileriyle kafayı sıyıran yurdum insanına tavsiyeler – 3

Mart 27, 2010 Yorum yapın

Father Ted

Ted, Dougal, Jack and Mrs. Doyle

Bu yazımızda bahsi geçen dizimizin memleketi İrlanda ve dili İrlandaca olmasından kelli “alışık olmayan bünyelerde alışılmadık etkiler yaratabilebilir” uyarısında bulunaraktan yasa karşısındaki sorumluluğumu iyice hafifletmiş olmanın verdiği rahatlıkla arkama yaslanıyorum. Dizinin dilinin İrlandaca olmasından hiç tırsmayın, zira İngilizce bilip hiç İrlandaca bilmeyen 100 İsviçreli bilim adamı üzerinde yaptığımız deneylerde, çok kısa sürede İrlandaca’ya alışılıp anlaşılabildiğini ortaya koymuş bulunmaktayız.

  • Mekan: Craggy Island isimli uydurmaca bir ada (“Crappy” ile “Craggy” arasındaki fonetik benzeşime dikkat çekmeye bilmem icap var mı?)
  • Hava: Genelde kapalı, rüzgarlı, yer yer yağmurlu. Her daim depresif
  • Yazış ekibi: Arthur Matthews ve Graham Linehan (yay!)
  • Sene: 1995-1998 (3 sezon, 25 episot)

Karakterler:

Dizimizin belli başlı 4 karakterinden 3′ü peder, 1′i ise adeta bir valide…

Peder Ted CrillyFather Ted Crilly

3 pederden görünüşte en aklı başında ve normal olanıdır. Tükenmek bilmeyen bir TV’de görünme tutkusu ve az biraz para düşkünlüğü bulunur. Father Dougal’ı eğitmeyi ve Father Jack’in bakımını adeta tek başına üstlenmiştir. Kendisini canlandıran Dermot Morgan malesef 1998 yılında ölmüştür. Şöyle sözler etmişliği vardır:

“I’m not a fascist. I’m a priest. Fascists dress up in black and tell people what to do. Whereas priests…
…More drink!”

“That’s the great thing about Catholicism – it’s very vague and no-one knows what it’s really all about.”

Peder Dougal McGuireFather Dougal McGuire

Ardal O’Hanlon isimli arkadaşın canlandırdığı bu karakter, alıklığının altında çakmadan ve çaktırmadan çok pis laflar edebilen bir çakal büründürür. Söylendiğine göre akvaryumda 10 balık hafızasına sahiptir. Ardal Bey, stand-up’çı kişiliğiyle bir Büyük Britanya dizisi çevirmek için British Sitcomcular Derneği’nin talep ettiği “dizide en az 1 stand-up’çı oynayımı” şeklindeki kontenjan sayesinde diziye katılmıştır. Ne demiş:

“Do you believe in God, then Ted?”

“God, I’ve never seen a clock at 5 a.m. before!”

Peder Jack HackettFather Jack Hackett

Fazla söylenecek bir şey yok. (sadece şunu söyleyeyim: resmi punkhairstyles.info adlı bir siteden aldım, budur)

“Drink! Feck! Arse! Girls!”

“FECK OFF, CUP!”

“That would be an ecumanical matter!”

Bayan DoyleMrs. Doyle

Kendisi çok misafirperver ve gizemli bir kişiliğe sahiptir. Kendisinin catch phrase’i ise: You’ll have some tea… are you sure you don’t want any? Aw go on, you’ll have some. Go on go on go on go on go on go on go on go on … şeklinde sürer gider.

“Oh she writes such filth, Father. It’s always “Feck this” and “Feck that” – and sometimes she even uses the “F” word!”

İlgilenenler için http://www.feck.net/ isimli muazzam bir site gerçekten de vardır. Kapanışı da tabii ki “My Lovely Horse” ile yapıyoruz.

OzYağ’a yapılan hain saldırılar durmak bilmiyor.

Ekim 14, 2009 1 yorum

Sevgili okuyucu, ÖzYağ camiası olarak çok zor günlerden geçiyoruz. Öncelikle hepinizi aşağıda görmüş olduğunuz çepçüre bakmaya davet ediyorum.

WTF

Her tarafımızı it kopuk sapık dolmuş şerefsizim. Dürdane fetişi yetmiyormuş gibi, şimdi de insan dışkısından haz alanlar dadandı, ya da dürdane fetişinin aynı zamanda bu tür yıvranç zevkleri var, kim bilir? Hadi “denizlide satılan biralar” ve “efes bira” sorgularını erdenaz yaptı diyelim (gayet sağlıklı bir varsayım bence), ama kim “bok sıçma resimleri” diye arama yapar ulen? Bak kim yaptıysa çıksın desin delikanlıca ben aradım diye, kızmıycam. Aslında biraz kızarım ama kızmıycam.

Son olarak “ürolog” sorgusu blog açıldığından beri orada, hey maşallah diyorum. Blog adresini aratan kişiye de akıl fikir diliyorum.

Not: Yardımcı Doçent Ürolog Testi Kılbaş, 31 Kasım 2009 da İstanbul’da uygulamalı cinsellik eğitimi verecek, katılmak isteyenler facebook üzerinden kendisine ulaşabilir.

Yer: Lüfti Kırdar Kültür ve Kongre Merkezi.

Saat: 14:00

Categories: Cervus elaphus, Duyuru tadinda Etiketler:,

Sapık dadandı!

Ekim 6, 2009 Yorum yapın

Sevgili ÖzYağ severler, aşağıdaki kepçürü (siz ingilizler nasıl diyor, capture?), blogumuzun yönetim kurulu sayfasında yakaladım. Buradan anlaşıldığı üzere blogumuzda bir adet (belki de daha fazla) “Dürdane” fetişi bulunmakta. Hadi tamam bu tür zevkleriniz olabilir ama bunu neden bizim blogumuzda arıyorsunuz? Bizim blogumuzda bu tür şeyler bulunmaz, anamız bacımız girecek ulan bu bloga!

Daha da vahim olmak üzere “dürdanenin güzel götü” şeklindeki arama popüler aramalar arasında, hani bir iki kere de aranmamış, hergün dört beş posta aramışlar.

wtf

Son olarak kepçürdeki grafik günlük ziyaretçi grafiği, 26 ve 29 eylülde  boş geçtiğinizi görüyorum, zaten günde 3 4 kişi giriyor ortalama. Ayıptır, buradan 500 kişi ekmek yiyiyor.

Categories: Duyuru tadinda Etiketler:,

Ozyağ Ar-Ge Departmanı Sunar

Eylül 5, 2009 Yorum yapın

Uzun bir aradan sonra artık okuyucularının “eeah amma tırt çıktı bu herifler” demeye başladığını düşünen Özyağ, kamyoncu lügatında “lastiğe taş sıkışmış kardeş” anlamına gelen işareti, “al sana” nidalarıyla aşağı yukarı sallayıp, büyük bir özveriyle hazırlanan Ar-Ge projesini halka açıyor.

Hayranlarıyla kucaklaşmak isteyen özyağ kapılarını senin için açıyor sevgili okur, artık üye falan oyup, oy verip, post yollayıp, Bebek’te üç-beş tur atabilirsin.

Çok yakında.

Ar-Ge departmanı lablarından bir kesit

Yukarıda atölyelerimizden bir kare. Çok sıkı çalışıyoruz lan.

Categories: Duyuru tadinda

Teknoloji Devrimi

Aralık 28, 2008 2 yorum

10 Adımda İhsan Alim İngilizcesi

İnovatif yönüyle tanınan özyağ, bu yoğun sınav döneminde boş durmuyor, ingilizceyi güzel yazıyorum ama konuşamıyorum diyenler için emsali görülmemiş bir amme hizmetinin altına imzayı çakıyor. Bundan böyle İhsan Alim, elinizin altında olmasa bile, blog sayfasının sağ üst kısmında sizlerle. Şu aşamada biraz kıt ve ağzı bozuk da olsa, sizlere eğlenceli ve hoşsohbet dakikalar vaad ediyor. Haydi durma, tıkla.

Categories: Duyuru tadinda, Oylesine

Baş Yazı

Mart 12, 2008 4 yorum


Pek sevgili okurcanlar, bu gençleri tee hazırlık sıralarından beri takip edenler bilirler, onlar aha böyle avuçiçi kadar, hatta daha da ufak, kağıtlara böyle minyon yazıları doldurup eğlenlerdi kendi çaplarında. Ama kimse bilmezdi onların hissettiği hazzı, o grafit partiküllerinin kağıt üzerinde bıraktığı kara lekeciklerdeki mutluluk ve heyecan yüklü o duygu yoğunluğundan ibaret olan gaz ve toz bulutunu. İşte o gaz ve toz bulutu bir gün big bang özentisi bir şekilde patladı, etraf sanat ve edebiyatın aşkının yakıcı aleviyle kavrulup, mizah ve satirin serinletici nefesiyle bir “oh be daşşaklarım serinledi” nidası çekti sessiz ve derinden.
Bizim Konnektikıt(orcinali Connecticut)’ta kışlar ılık ve yağışlı geçer, siz bilmessiniz, ben bilirim.
O ılıklı ve yağışlı günler sizin bilmediğinizin aksine çok pis yağışlı geçer. Dışarı çıkan sucuk gibin ıslanır yağmurda, gerçi bizim Konnektikıt’ta sucuk olmaz, o yüzden sucuk gibi olmak deyimini sarf edince elin gavuru bakar suratıma bön bön, ama ben bilirim; benim, onun, herkesin sucuk gibi olduğu gerçeğini, o acı gerçek yüzüme çarpar bir osmanlı tokadı gibi, bol sesli ve aşağılarcasına, sert ve bir o kadar da yumuşak, ana yüreği gibi kucaklayıcı ve sevgi dolu. Bizim Konnektikıt’ta kışlar deli yağışlı olduğu içüün, biz sokakta misket oynayamazdık, çamura saplanırdı hepisi, sonra aşağı mahallenin piçleri gelip hacılardı bizim gaflikleri, şerefsizler, şimdi bulsam paralarım hepisini, badi yapıyorum da ayıptır söylemesi, kol çevrem 40 cm oldu. Neyse konu fena dağıldı. İşte bizim Konnektikıt’ta çok yağışlı olduğu için biz kış aylarında dışarı çıkamazdık, okula zor giderdik, bahar aylarında ise karı kız kovalayamazdık, muson gibi yağardı. Bi okulu kırıp kızları oralet içmeye götürelim dedik mi direk yağmur bastırırdı, kalırdık sap gibi, tırıs tırıs dönerdik okula, alios benzeri bi dayı vardı kapıda, iki beşlik atardık, alırdı bizi içeri. Beşliklere mi yanalım, kızlara rezil olduğumuza mı? O yüzden baktık bu işler boş işler, anca yazları yağmursuz geçiyor, biz de yazları sanayide kaportacı Osman emmi var, onun yanında çalışırdık, cebimiz iki kuruş para görsün diye, orada takılırdık, arada mersedesli abiler gelirdi, kalantor, onların arabalara biner, iki tur atardık deneme sürüşü diye, orada kız düşürmeye çalışırdık ama malum sanayi sitesi, anca bizim gibi abaza dolu, o yüzden havamızı alırdık. İşte gel zaman git zaman baktık boktan bi hayat yaşıyoruz, dedik 4 mevsimde de bi cenabetlik almış başını yürümüş, e o zaman sanat dünyasına atılalım. içimizdeki yeteneğin de farkındayız, yazın hayatına böyle başlamış olduk işte.
Tabi bizler haddimizi bilen insanlarız, öyle A4 kuşe kağıtlara, Şamdan formatında dergilerle başlamak küstahlık olur, Aydın Doğan alır paçamızı aşşa. O yüzden dedik bizim kareli harita metod defterlerden bi sayfa koparalım, onu göt boyutlarında kesersek bi sayfadan, 10 sayfalı bi dergicik yaparız. Nitekim de öyle oldu, hem ekonomik hem ergonomik bir dergimiz oldu vesselam. Tabi bu işler sadece kağıdı hazırlamakla olmaz. Önemli olan hazırladığın kağıdın içini doldurmak. E şimdi bizim gibi imajinatif, kreatif, geyik insanlar için (özellikle konnektikıt’ta bu tür adamlara nadir rastlanır, herkes embesildir orda) pek de zor olmadı. Efenim sineması olsun, sporu olsun, sanal alemi olsun ilgi alanımız geniş. Genel kültürü yan cebimize koymuş şahsiyetleriz ayıptır söylemesi. Anında doldurduk ilk sayıyı, sonra dağıttık millete baksınlar bi evirsinler, olmadı üstüne çevirsinler deyyu. Bir de boş alan bıraktık yorum yazsınlar, biz cevaplayalım diye. Nitekim planladığımız ve arzuladığımız gibi de oldu, acayip sükse yaptık, kızlar kıçımıza yapıştı. Dedim siz kıçımıza bayıldıysanız bi de ön taraflara alalım, asıl eğlence orada. Tokat atıp gittiler haspalar. Ben havaya girince bizim muhtar vardı Caşua Mekkenzi, ona gittim işte. Dedim böyle böyle, biz bu işe girdik, iyi para ve popülarite var, artık bi arka çıkarsın, seni de görürürz. Siktir çekince bana bıraktım bu hıyarağasını, İzmir’e taşındım, burda devam ettim olaya. Gerisini hepiniz biliyosunuz sevgili ciğerlerim.

İmza: Özyağ Blogculuk Ltd. Şti. Yazı İşleri Müdürü: Şahin K

Categories: Duyuru tadinda
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.